ANA MENÜ
Dernek Çalışmaları
Makale
Aliyad'tan Cevaplar
 
MULTİMEDYA
Mp3
Sizden Gelenler
Foto Galeri
Duyurular
Ziyaretçi Defteri
Etkinlikler
Haberler
Belirli Gün ve Haftalar
Bize Ulaşın

 

Sizden Gelenler

HZ. MUHAMMED NUR MU? BEŞER Mİ?

Üzerinde en çok durulan dini konulardan biri de Hz. Muhammed’in beşerimi nurani bir varlık mı olduğudur. Keramet sahibi bir insan olduğunu düşünenlerin yanında nurani özellikte olduğunu düşünenlerde az değildir. Onlara göre ölmüş ve bedeni toprağa karışmış bir peygamber kıyamet günü ümmetine şefaat dileyemez. Şefii olacak kişinin öncelikle kendi nefsi için bir şefaate muktedir olması gerektiğini düşünenler aslında haksızda değillerdir. Bir müezzini çevirip hergün sabah ezanında “Esselemu aleyke ye evvelu halkullah” Selam sana ey Allahın ilk yarattığı kişi derken kimi kastediyorsun diye sorarsanız Hz. Muhammed der. Peki, M.S. 570 te doğan Hz Muhammed nasıl olurda Allahın ilk yarattığı kişi olur derseniz, omuz silkip sizi ulemasına gönderir. Ulemanın ise anlamını bilmediği genel gören şu hadisten başka verecek cevabı yoktur. Allah (c.c.) tüm mahlûkattan önce Hz. Muhammedi yarattı; Yüzünün nurundan bir tutam alıp “Habibim Muhammed ol” dedi, böylelikle Allahın vechinin nurundan Hz. Muhammed meydana geldi. Anlamını bilmediği hadis dedik, çünkü bundan doğacak sorulara verecek yanıtları yoktur. Allahın nuru ölüp toprak olursa hâşâ Allahın da ölümü gibi batıl bir düşünce gelişir ki bu Kuran tarafından reddedilmiştir. “Hüvel hayyul kayyum, Hüvel hayyul-llezi le yemut” v.b.

Nur-35 te belirtildiği üzere Allah nurdur nurlar üzeri nurdur.

Kuran her şey helak olacak Allahın yüzü baki kalacak.(Kasas-88) diyor. Benzer bir ayette de “Yeryüzü üzerindeki her şey fani (yok) olacak, sadece azamet ve ikram sahibi rabbinin vechi (yüzü) baki kalacak. (rahman,26-27) diyor.

Nur olan Allahın yüzü ölümsüz ise, o nurdan meydana gelmiş Hz. Muhammed’in de ölümsüz olması gerektiği ortaya çıkar. Hz. Muhammed’in kendisinden nurani olduğuna ilişkin nakledilen hadis de şöyledir; Ben ve Ali tek bir nurdan yaratıldık. Âdemin yaratılmasıyla bu nur onun alnına kondu ve Âdemden sırasıyla tüm peygamberlere aktarıldı, ta ki dedem Abdülmuttalib’e gelene dek, sonra bu nur ikiye bölünüp Abdullah’a giden kısımdan ben oluştum. Ebu Talibe giden kısımdan kardeşim Ali oluştu. (Medinetül Meaciz c-2, Sahifetül Abrar c-2)

Kur’an’a dönelim; şura 51. Ayet: “Allah bir insanla, ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur, yahut bir elçi gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder” diyor. (bire-bir, şifaen konuşmaz). Nisa-164 ise ; “ve Allah Musa ile şifaen konuştu”- ve kellem Allahu Musa teklime- diyor ( vasıtasız bire bir) buradan iki sonuç çıkar.

  • Kur’an da çelişki vardır.
  • Musa insan özellikli (beşeri) değildir.

Birinci sonucu kur’an bertaraf etmiştir: batıl, Kur’an’a dokunamaz. (ayeti kerime).onda çelişki-şüphe yoktur (Bakara,2) öyleyse yukarıdaki ayetlerden çıkan sonuç, Musa insanüstü özelliktedir.

Tabiatta her cinsin hemcinsiyle konuşup anlaşabildiği genel yargısından hareketle, Musa’nın Allah ile konuşabilmesi için onun cinsinden yani Nurani olması gerektiği sonucuna ulaşılır. Bakara-285 de: “Allah’ın peygamberlerinin hiçbiri arasında ayırım yapmayız” deniliyor. Bu bir genellemedir. Hiçbir yönden fark gözetmeyiz anlamındadır. Öyleyse, Musa Nurani bir varlıksa tüm peygamberler ve de Hz. Muhammed de Nurani varlıklardır sonucuna bu ayetlerle ulaşmış oluruz.( Kaldı ki Musa’nın şifaen konuşması gibi, Hz. Muhammed de Mi’raç gecesinde Rabbiyle şifaen konuşmuştur.)

Bu sonuçları teyit eden ve ünlü Sünni Sahab Enes Bin Malik’in Hz. Resul’den aktardığı şu hadise bakalım: Allah (c.c) beni, Ali’yi, Fatıma’yı, Hasan ve Hüseyin’i hiçbir şey (yer, gök, güneş, ay, deniz…) yaratmadan önce nurdan kandiller gibi yarattı ve biz O’nun etrafında onu yüz binlerce yıl takdis ve tehlil ettik. O ne zaman ki yaratmak istedi, o zaman benim nurumdan Arş’ı yarattı ve and olsun ki ben Arştan yüceyim. Ali’nin nurundan, meleklerin tümünü yarattı ve and olsun ki Ali tüm meleklerden daha yücedir; semaları Güneşle Ay’ı Hasan’ın nurundan yarattı ve and olsun ki Hasan onlardan yücedir; cenneti ve içindekileri Hüseyin’in nurundan yarattı ve and olsun ki Hüseyin onlardan daha yücedir. Sonra her yanı bir karanlık kapladı, melekler secdeye varıp aydınlık dilediler, işte o zaman Arşın ortasından bir nur parlayıp karanlığı yok etti, işte o Fatıma’nın nuruydu. Ve Zülcelâl (c.c) dedi ki; her kim onları severse meskeni cennet, her kim onlara kin güder, kötülük ederse meskeni cehennemdir.( Medinetül meaciz c-2)

Görülüyor ki ayetler arasındaki ilişkiyi çözdüğünüz zaman Hz. Muhammed’in kendini tanımladığı gibi nurani bir yapısının olduğu ortaya çıkar. Tüm İslam tarihçilerinin üzerinde birleştiği özelliklerden biri de Hz. Muhammed’in hayatı boyunca Güneş’te gölgesinin gözükmediğidir. Hayatı boyunca üzerine sinek konmadığı bildirilmiştir. Bunlar da cisimsel farklılığın ispatıdır. Kuma bastığında ayak izinin gözükmemesi sert taş zeminde ayak izinin oluşması (Topkapı sarayı müzesinde bir örneği sergilenmektedir.) da bunlardandır.

 

 
© 2009 Copyright Alevi İslam İnancını Yaşatma Derneği.Tüm hakları saklıdır.                                                                                                               Web Tasarım : www.ozkantasarim.com